Ergenekon süreci bize çok net bir fotoğraf sundu: kritik dönemlerde karışıklık çıkaran ve derin irtibatları olan bir yapı, kâh Alevi kılığına giriyor, kâh Sünni kisvesine bürünüyor ve insanları birbirine kırdırıyor. Kardeş kavgası çıkarabilmek için sağcının eline silah verenle, solcunun avucuna bomba tutuşturan aynı güçler. Düşmanlık oluşturmak için ajanlarının başına sarık sardırabilen, sırtına cübbe giydirebilen bu karanlık yapı, dilediğinde laikliği bayraklaştırıp dine ve dindara savaş açabiliyor. Maksat belli: Kaos oluşturmak suretiyle insanları yılgınlığa, bıkkınlığa, umutsuzluğa mahkûm etmek ve antidemokratik rejimin ilanı için zemin hazırlamak. "Darbe yapmak için, şartların oluşmasını bekledik." diyen zihniyetin gözünde ne Alevilerin bir değeri var, ne Sünnilerin. Onların nezdinde hiçbir şeyin önemi yok; yeter ki kendi saltanatları devam etsin ve hükümranlığı kendilerine bahşeden süper güçler onlara destek versin.
Statükonun telkinlerini elimizin tersiyle itmemiz, hadiseleri yeni bir gözle analiz etmemiz, düşmanlık üretecek her türlü söylemden sakınmamız, değişik kimlikler içinde hayatı dostça paylaşmamız şart. Bu gaye için ilk adım ezberleri bozmaktır; zira o ezber, o karanlık senaryoların yazarları tarafından kaleme alınmıştır... http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1070613